13 Ağustos 2009 Perşembe

Hazırbulunuşluk nedir?

Hazırbulunuşluk, bir ölçüde olgunlaşma ve yaşla ilgili bir kavramdır. Ancak esasen bireyin sosyal ilgileri, öğrenmeye ilişkin tutumu, güdülenme ve zekâ düzeyi ve genel uyarılmışlık hali gibi boyutlarda kavramlaştırılabilir. Buna göre, hazırbulunuşluk yeni bir öğrenme yaşantısının gereklerine uy¬gun kişisel yeterlik ve özelliklerin tümüdür. Örneğin bir çocuğun yüzmeyi öğrenmesi için bedensel, bilişsel ve duyuşsal gelişiminin yeterli bir düzeye ulaşması gerekir. Başka bir anlatımla, çocuğun yüzme ile ilgili önyaşantı deneyimlerinin olumlu olması, suda bulunmaktan haz duyması ve yeterli bir kas gelişimine sahip olması, eylemin ortaya çıkmasının önkoşuludur.

Öğrenme yaşantılarının, öğrencilerin düzeyine uygun olması, kalıcı ve etkin bir öğrenmenin sağlanması açısından zorunludur.
Öğrencinin düzeyi, bir öğretim programının girdi bölümünü oluşturur. Dolayısıyla öğrencide bulunduğu varsayılan bilişsel yeterlik, duyuşsal özellik ve devinsel becerilerin doğru saptanması, başanlı programlama etkinliği için yaşamsal önem taşır.
ile birleşirse (XY) erkek olacaktır. Dolayısıyla bebeğin cinsiyetinin erkek olmasında baskın faktör, babadan gelen genlere bağlıdır. Cinsiyet gibi bir¬çok yapısal özellik, anne ve babaya ait genlerin baskın ya da çekinik olması¬na bağlıdır. Örneğin genel olarak mavi göz, renkkörlüğü, düz saç, saç dö¬külmesi, doğuştan sağırlık, çekinik özelliklerdir. Öte yandan kahverengi gözler; koyu, kumral, kıvırcık ve normal saç; yüksek tansiyon; A, B, AB kan grupları baskın özelliklerdir. Buna göre çekinik özelliklerin ortaya çıkması, benzer genlerin her iki cinsiyette de bulunmasına bağlıyken, baskın özellik¬lerin anne ya da babada bulunması yeterlidir.

Zekâ, bedensel büyüklük, boy uzunluğu gibi özelliklerin yanı sıra bugün kaygı ve heyecan gibi birçok psikolojik Treytin de kalıtsal etmenlere bağlı olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar tek yumurta ikizlerinde zekâ kore¬lasyonunun .90'a ulaştığını, kardeşlerde .52, kuzenler arasında ise .27 düze¬yinde olduğunu göstermektedir. Benzer bir durum, bedensel büyüklük için de geçerlidir. Aynı şekilde kişiliğe temel özelliklerini veren heyecansal ve duyuşsal davranışların da bir ölçüde, kalıtımsal bileşenlere bağlı olduğu saptanmıştır (Hail, 1938).
Öte yandan kalıtsal özelliklerin sağlıklı bir biçimde organizmaya akta¬rılması, uygun çevre koşullarının bulunmasına bağlıdır. Bu saptama, çevre kavramının daha ayrıntılı bir biçimde irdelenmesinin yararlı olacağını gös¬termektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder